Gaziantep mutfağının en özgün lezzetlerinden biri olarak bilinen yuvalama, uzun bir geçmişe dayanan zengin bir kültürel mirasın temsilcisi durumundadır. Şef Tahir Tekin Öztan, bayramların ve geleneksel mutfak kültürünün unutulmaması gerektiğine vurgu yaparak, yuvalamanın sadece bir yemek değil, aynı zamanda insanları bir araya getiren bir sosyalleşme gelenek olduğunu ifade etmiştir.
Öztan, geçmişte bayramların heyecanının günler öncesinden hissedildiğini aktarırken, çocukların yeni ayakkabı ve elbiseler almasevinci ile dolduğunu belirtmiştir. Bayram hazırlıklarının mutfaklarda başladığını ve Gaziantep’te yuvalamanın bayram sofralarının vazgeçilmezlerinden biri olduğunu dile getirmiştir. Yuvalamanın yürekten emek isteyen bir yemek olduğunu vurgulayan Öztan, hazırlıkların çoğunlukla komşuların bir araya gelmesiyle gerçekleştirildiğini belirtmiştir. Geçmişte pirincin havanda dövüldüğünü ve etin hazırlandığını, bunun yanı sıra yuvalamanın komşularla birlikte yapıldığını göstermiştir. Yuvalama hazırlanırken yalnızca yemek yapılmadığını, insanların da sohbet ettiğini ve birbirlerinin hal hatırlarını sorduğunu altını çizecek biçimde ifade etmiştir. Gaziantep mutfağının önemli özelliklerinden biri olan lezzetin yanı sıra, insanların bir araya getirilmesinin önemini vurgulamaktadır.
“Yuvalama yapmak oldukça zahmetli bir iştir”
Eski bayramları anlatırken, Öztan, “Aslında çocukluğumuzun bayramlarını aktarıyoruz ki gelecekte bir ışık olsun. Bu anıların kayıt altına alınmasını istiyoruz. Bazen gençler bu durumu gereksiz bulup tepkilerini dile getiriyor. Ama eski bayramların ruhunu bilmeden yenilikleri anlamak zor.” diyerek bayram heyecanının günlerce sürdüğünü dile getirmiştir. Küçükler için bayram, yeni giysilere sahip olmanın heyecanını taşırken, annelerin mutfaklarda yoğun bir çalışma içerisine girdiğini eklemiştir. Gaziantep’te bayram denilince akla ilk gelenlerden birinin yuvalama olduğunu belirten Öztan, yalnızca bir yemek hazırlamanın yanı sıra takdir edilir bir emek bağı olduğunu da belirtmiştir.
“İnsanlar bir araya gelerek sosyalleşirdi”
Yuvalamanın bir sosyal aktivite olduğunu ifade ederken, konuşma esnasında, “Yuvalama yapılırken, sadece yemek yapmakla kalmaz, sohbet de edilirdi. Komşuların durumları sorulurdu ve kimin çocuğu askerde, kimin kızı gelin olmuş gibi konular masada yer alırdı. Yani insanlar bir araya gelerek birbirleriyle sosyal bağlantı kurarlardı.” demiştir. Gaziantep mutfağının önemli yönlerinden biri olan lezzet, sosyalleşmeyi de beraberinde getirir. Yuvalama, bu geleneğin en güzel örneklerinden birini temsil etmektedir. Eskiden yuvalama yılda genellikle bir kez, bayramlarda yapılırdı.
“Gaziantepliler için yuvalama çok önemlidir”
Öztan, yuvalamanın Gaziantepliler için taşıdığı önemi şöyle dile getirmiştir: “Gaziantepliler için yuvalama adeta milli yemeğimiz gibi bir değere sahiptir. Yuvalama hazırlanırken, önce pirinç dövülerek un haline getirilir. İçine çiğ köftelik et, soğan, karabiber ve tuz eklenerek yoğrulur. Küçük parçalar halinde yuvarlanıp hazırlanır. Kemikli et ayrı bir yerde pişirilerek, nohut haşlanır. Pişmiş köfteler yoğurt, et ve nohut ile bir araya getirilir, üzerine kızartılmış nane eklenir. Yanında mutlaka şehriyeli pirinç pilavı ve aslan sütlaç bulunmalıdır.”
Son zamanlarda fabrikasyon ürünlerin çoğalması ve hazır yemeklerin artmasıyla birlikte, eski tatların kaybolmaya yüz tuttuğunu belirten Öztan, bu durumun nedeninin eski bayramların artık yaşanmıyor olmasına atıfta bulunmuştur. Önceleri bayram, insanların bir araya geldiği, paylaşımın en yoğun olduğu bir zaman dilimiyken, günümüzde birçok kişi bayram tatilini bir seyahat planı olarak değerlendirme eğilimindedir.
“Emek vererek yapılan bir yemek ile hazır alınan bir yemeğin aynı olması mümkün değildir”
Öztan, bayram tatilinin insanların bir araya gelmesini sağlamak için var olduğunu söyleyerek, “Biz bu zamanı gezmek için kullanıyoruz. Emekle yapılan bir yemek ile hazır yemek arasında kıyaslama yapılamaz. Yuvalama da bu minvalde önemli bir yere sahiptir.” diyerek, zamanla bu kültür ve geleneğin değişime uğradığını ifade etmiştir. Ancak umudunu koruduğunu belirterek, “Bu değerleri yaşatmaya çalışırsak, kültürümüzde ve hatıralarımızda yaşamaya devam edecektir.” şeklinde konuşmuştur.




Yorumlar kapalı.