İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde gerçekleşen duruşmaya, Sumud Filosu aktivisti ve gazeteci Yaşar Yavuz katıldı. Gaziantep Adliyesi’nden çıkan Yavuz, duruşmanın ardından Gaziantep Adliyesi Vatandaş Girişi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.
Yavuz, yaptığı açıklamada, 2025 Eylül ayında Gazze’ye insani yardım ulaştırmak ve İsrail’in Gazze üzerindeki hukuka aykırı ablukasına dikkat çekmek amacıyla denizaşırı faaliyetlere başladıklarını belirtti. Bu girişimler kapsamında, uluslararası sularda seyir halindeyken, İsrail güçleri tarafından hukuka aykırı bir biçimde gemilere müdahale edildiğini vurguladı.
“Bizler, Global Sumud Filosu aktivistleri, olarak, Gazze’ye yönelik insani yardımlarımızı götürmek ve İsrail’in hukuka aykırı ablukasına dikkat çekmek amacıyla yola çıktık. 1 Ekim 2025’te, uluslararası sularda iken, silahlı İsrail güçleri tarafından gemilerimize zorla el konuldu ve bizler alıkonduk. Ardından, kontrolü zorla ele geçirilmiş gemilerimizle Aşdod Limanı’na götürülüyoruz. Burada saatler süren sorgulamalar ve gözaltı işlemlerinden sonra Negev Çölü’ndeki Ketziot Cezaevi’ne sevk edildik. Üç güne yakın süren gözaltı döneminde fiziksel ve psikolojik baskılara maruz kaldık, hakaretler ve ölüm tehditleriyle karşılaştık. Bu yaşananların ardından suç duyurusunda bulunduk ve bugün Gaziantep Adliyesi’nde görülen davaya katıldık.
“Burada sadece bizlerin değil, Gazze’de işlenen suçların da hesabını sormak istiyoruz. 7 Ekim 2023’ten bu yana, 21 bin 283’ü çocuk olmak üzere, toplam 73 bin 470 Filistinlinin katledildiği gerçeğine tanıklık ediyoruz. Bunlar arasında yeni doğmuş bebekler ve henüz bir yaşını doldurmamış çocuklar var. Türkiye’de ise, İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, 2026/108 esas numarasıyla Netanyahu ve suç ortakları hakkında yakalama ve kırmızı bülten kararları çıkarıldı. Bu adım, tüm dünyada direniş ve hukuk çizgisinin güçlenmesine işaret ediyor.”
Açıklamalarıyla, uluslararası hukuk ve adalet çağrısı yapan Yavuz, devamında şu ifadeleri kullandı: “Cezaevinden gördüğümüz muamele ve yaşadıklarımız, hukukun ne kadar hayati bir öneme sahip olduğunu gösteriyor. Eğer güç sahipleri suçlarından kaçıp korunabiliyorsa, çocuklar ve masum siviller öldürülerek, şehirler harap edilerek ve temel haklar ihlal edilerek suçlar devam edecektir. Bu gerçeklik, uluslararası hukukun ve adalet mekanizmalarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor. Uluslararası toplumun, suçlulara ve katillere karşı adil ve etkin bir duruş sergilemesi elzemdir.”
İHA tarafından aktarılan bu gelişmeler, hukuki ve insani mücadelenin sürdüğü bir ortamda, adaletin yerini bulması için verilen mücadelenin de altını çiziyor.




Yorumlar kapalı.