Erdemliler Hareketi Derneği’nin Diyarbakır temsilcisi Atilla Kaymaz, kayıtdışı ekonomi ile mücadelenin, daha büyük hedeflerle genişletilmesi gerektiğini ifade etti. “Küçük esnafı zorlamadan; büyük ölçekli kaçak veya kaçınma alanlarına yönelerek, teknoloji ve risk analizine dayalı etkin bir denetim yapısı oluşturulmalıdır.” şeklinde konuştu. Kaymaz, hayat pahalılığının özellikle sabit gelirli kesimleri ciddi biçimde etkilediğini belirterek, ücretli çalışanlar, emekliler ve düşük gelirli vatandaşların alım güçlerindeki azalma ve dolaylı vergi yüklerinden dolayı giderek daha fazla sıkıntı çektiğini vurguladı.
Kaymaz, “Bu baskı tüketim alışkanlıklarını bozmakta, kayıtdışılığı teşvik etmekte, maliyetleri artırmakta ve dolayısıyla enflasyonla mücadeleyi güçsüzleştirmektedir. Enflasyonu düşürmenin yolu, sadece rakamlarla değil; adil yük paylaşımı ve üretimi koruyan düzenlemelerle, sosyal dengeleri gözeten bir yaklaşım ile sağlanabilir.” şeklinde devam etti. Bu bağlamda, temel ihtiyaç kalemleri (gıda, çocuk ürünleri, eğitim, enerji gibi) üzerindeki dolaylı vergi yükünün kademeli olarak azaltılması gerektiğini; lüks ve yüksek segment tüketimde ise adil bir katkı prensibi çerçevesinde tutarlı bir kademelendirme uygulanması gerektiğini önerdi.
Ücretliler için vergi dilimi etki oranının azaltılması gerektiğine dikkat çeken Kaymaz, “Gelir vergisi tarifesi ve dilim geçişleri, enflasyon gerçekliği ile uyumlu hale getirilmelidir. Ücretli kesimlerin yıl içinde hızlı bir şekilde üst dilime geçmesi ile ortaya çıkan reel gelir kaybı azaltılmalıdır.” dedi. Aynı zamanda, spekülatif kazançların daha net bir şekilde vergilendirilmesi gerektiğini belirtti. “Kısa vadeli al-sat kazançları için uygulanabilir ve denetlenebilir bir çerçeve güçlendirilmeli, imar değişiklikleri ve altyapı yatırımları gibi kamu kararlarına dayanan ani değer artışlarında, topluma geri dönüş sağlayacak mekanizmalar geliştirilmelidir.” diye ekledi.
Kayıtdışılık ile mücadelenin geniş bir perspektifle yürütülmesi gerektiğini kaydeden Kaymaz, “Bu süreçte küçük esnafı zorlamadan, büyük ölçekli kaçak alanlara odaklanarak bir denetim yapısı oluşturulmalıdır.” dedi. Ayrıca, emeklilerin ve sabit gelirli bireylerin alım gücünün öngörülebilir biçimde korunması gerektiğini ifade etti. “En düşük gelir gruplarına yönelik düzenlemeler tek seferlik olmaktan ziyade, şeffaf parametrelere dayalı, sürdürülebilir bir koruma yaklaşımı ile güçlendirilmelidir.” şeklinde konuştu.
Barınma ile ilgili baskılara karşı arz ve denetim süreçlerinin birlikte yürütülmesi gerektiğine vurgu yapan Kaymaz, kira ve konut maliyetlerinin enflasyona etkisinin dikkate alınarak sosyal konutların artırılması gerektiğini belirtti. “Rekabetin ve fiyatlama davranışlarının etkin bir şekilde denetlenmesi gerekmektedir. Kartelleşme ve aşırı fiyat artışlarına karşı daha güçlü rekabet politikaları uygulanmalıdır.” ifadelerini kullandı.
Toplumsal denge vergisinin meşru bir şekilde tartışılması gerektiğini savunan Kaymaz, servetine servet katan kesimlerin kazançlarının toplumsal dengeye katkı sağlamasına olanak tanıyan adil ve uygulanabilir modellerin değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. “Şeffaflık ve eşit kuralların güçlendirilmesi, kuralların herkes için aynı şekilde uygulanması ve yük paylaşımının adil bir şekilde görünürlüğü, toplumsal güveni artıracaktır.” değerlendirmesinde bulundu.
Son olarak, enflasyonla mücadelenin sadece faiz, döviz veya talep yönetimi konusunda sınırlı kalamayacağını belirten Kaymaz, “Üretimden ziyade varlık değerlenmesine dayalı bir büyüme anlayışı ve spekülatif kazançların öncelikli olması olduğu sürece, yük alt kısımlara, kazançlar ise üst kısımlara akma eğiliminde olacaktır.” dedi. Kalıcı bir rahatlama için, artık emeği ve üretimi koruyan, vergi adaletini güçlendiren ve spekülasyonu dengeleyen bir modelin kararlılıkla uygulanmasının gerekliliğini ifade etti.
Bu konularda üç ana noktaya vurgu yaptığını aktaran Kaymaz, şunları ifade etti: “Birincisi, temel ihtiyaçlar ve barınma alanında alım gücünü artıran adımlar atılmalıdır. İkincisi, vergi ve piyasa adaleti sağlanmalı; dolaylı vergiler dengelenmeli ve ücretlilerin vergi dilimi nedeniyle yaşadığı sıkıntılar sonlandırılmalıdır. Üçüncüsü, servet-rant-spekülasyon dengesi kurulmalı; spekülatif kazançlar daha net bir şekilde vergilendirilmeli ve kamu kararlarıyla oluşan değer artışlarının toplumla paylaşımı sağlanmalıdır.” Gelecek vizyonunu bu yönde belirlediğini ifade eden Kaymaz, “Emeği ve üretimi merkezde tutan, adaleti ön planda tutan bir yaklaşım benimsiyoruz. Yük adil dağıldığında, haneler, piyasalar ve toplumsal dengenin sağlandığı bir Türkiye için sağlam bir temel oluşturulmuş olacaktır.” diye sözlerini tamamladı.




Yorumlar kapalı.