Diyarbakır’da yaşayan Muhammet Bahattin Doğru, son on yıldır sokak hayvanlarına umut ışığı olmaya devam ediyor. Hali hazırda bir inşaatta bekçilik yaparak geçimini sağlayan Doğru, bunun yanı sıra topladığı hurda eşyaları satarak elde ettiği gelirle sokak hayvanlarının mama, ilaç ve sağlık ihtiyaçlarını karşılıyor. Kendi çabalarıyla hayvanlara destek olmaya çalışan Doğru, düzenli olarak arkadaşlarının ve gönüllülerin yardımıyla kentin farklı bölgelerine ulaşarak yiyecek bırakıyor.
Doğru, on yılı aşkın süredir sokak hayvanlarına yönelik çeşitli besleme ve çalışmalar yaptığını dile getiriyor. “Sokak hayvanlarının sıcak dostluğuna tanık olduktan sonra onlarla iç içe, bir bütün haline geldim. Gördüğüm bu dostluğu birebir yaşadım. Hayvanlar da Allah’ın yarattığı varlıklardır. Çalıştığım şantiyede edindiğim imkanlarla ve topladığım hurdaların geri dönüşümünden elde ettiğim parayla sokak hayvanlarına destek oluyorum. Şantiyede ve etrafında; örneğin Çarıklı, Bağlar gibi bölgelerde hayvanları beslemek için elimden geleni yapıyorum. O hayvanların dili yok, konuşamıyorlar, bir şey isteyemiyorlar. Allah onları yaratmış ve bize emanet etmiş. Bu emanete sahip çıkmalıyız. Sokak köpekleri ve evcil olmayan hayvanlar için tekrar vurgulamak isterim ki: Merhamet, merhamet, merhamet. Merhametimizi onlardan esirgememeliyiz. Biz onlara baktıkça, Allah-u Teâlâ da bize bakar. Onlara merhamet ettikçe Allah da bize merhamet eder. İslami ve dini açıdan bakıldığında, bu hayvanların açlığı, hastalığı ve yaşamı ile biz de sorumluyuz. Bu konuyu bu bilçinle ele almak şart. Biz gönüllüler ve sivil toplum kuruluşları olarak elimizi değil, gövdemizi taşın altına koymuş durumdayız. Gelin, hep birlikte bu artan popülasyonu kısırlaştırma yoluyla kontrol altına alalım. Öldürmek ya da hayvanları sokaktan uzaklaştırmakla bu sorunu çözemeyiz; bu daha fazla ölüme yol açar” dedi.
Kedilerin ve köpeklerin bir arada yaşamalarının mümkün olduğunu ifade eden Doğru, “Bu gerçekten mümkündür. Gözlerinizle gördünüz, muhtemelen kayda da aldınız. Birlikte oynuyorlar. Yeter ki aralarına nifak sokmayalım, kışkırtmayalım. Onlara sevgimizi göstermeli ve sevdirmeliyiz. Bu, en insani görevimizdir. Buradan annelere, cami imamlarına, öğretmenlere ve toplum içerisinde görüş sahibi olan herkese sesleniyorum. Gelin, bu hayvanları çocuklarımıza korkulacak varlıklar olarak değil, sevgi dolu şekilde tanıtalım. Merhameti aşılayalım. Bunu çocuklarımıza öğretelim ki gelecekte zarar görmesinler” dedi.
Geçtiğimiz hafta Cuma günü, 10 yıl boyunca tanık olduğu en korkunç durumlardan birine Çınar’da tanıklık ettiğini belirten Doğru, “Akşam saat 21.35’de bir telefon aldım. Çınar’da yaralı bir hayvan olduğu, cinsel organının dışarıda olduğu söylendi. Muhtemelen bir nesneyle zorlandığı ifade edildi. Hızla olay yerine gitmek için yola çıktım. Gördüğüm manzara karşısında insanlığım adına utandım. O köpeği aldım ve gece saat 02.30’a kadar Diyarbakır’da açık bir veteriner aradım ama bulamadım. O can, sabaha kadar benim misafirim oldu. Sabah kliniğe ve veterinere götürdüm. Zor bir ameliyat geçirdi, yaklaşık 5 saat sürdü. Ameliyat başarılı geçti ama maalesef ertesi gün, öğleden sonra saat 15.00 civarında onu kaybettik. Bu, beni derinden etkileyen bir durumdu. Umarım bir daha böyle şeyler yaşamayız. Ama yaşanacak. Çünkü çocuklarımıza sevgiyi öğretmiyoruz” şeklinde konuştu.




Yorumlar kapalı.