6 Şubat depremlerinin üçüncü yıl dönümü nedeniyle İnönü Üniversitesi Bilim İletişim Ofisi, “Doğru Haber Hayat Kurtarır: 6 Şubat ve Medyanın Sorumluluğu” temalı bir ‘bilim kafe’ etkinliği gerçekleştirdi. Bu etkinlikte, afet dönemlerinde gazeteciliğin önemi ve etik ilkeleri üzerine kapsamlı bir tartışma yapıldı.
Etkinlik, Malatya Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlendi ve İnönü Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Sadık Çalışkan, Bilim İletişimi Ofisi’nin Sorumluları Doç. Dr. Ömer Faruk Yücel ve Arş. Gör. Dr. Hasan Hüseyin Toydemir ile birlikte birçok akademisyen ve öğrenci katıldı.
Etkinliğin moderatörlüğünü üstlenen İnönü Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Barış Yılmaz, medyanın afetlere yaklaşımının toplumsal hafıza üzerindeki etkisini vurguladı. Yılmaz, 6 Şubat depremlerinin medya aracılığıyla zihinlerde oluşturduğu güçlü imajlara dikkat çekti ve afet haberciliğinin uzmanlık gerektiren bir alan olduğunu belirtti.
Yılmaz, “Afet, savaş ve sağlık haberciliği gibi durumlarda 5N1K sorularının yanıtları, bazen hayati bir önem taşımaktadır. Magazin haberlerinde bu soruların yanıtları çok kritik olmayabilir; ancak kriz anlarında her bir bilgi, doğrudan insan hayatını etkiliyor” dedi.
“Herkes güvenli alanlara geçmeye çalışırken gazeteciler bölgeye doğru akın etti.”
Gazeteci Serdar Er, afet bölgesindeki tecrübelerini ve habercilik sorumluluğuna dair düşüncelerini paylaştı. Depremin ilk anlarındaki İstanbul’daki olumsuz hava koşullarına rağmen bölgeye ulaşma çabalarını anlatan Er, herkesin güvenli alanlara geçmeye çalışırken gazetecilerin bilinmeyene doğru gitmeyi tercih ettiklerini ifade etti.
Er, Adıyaman’daki ilk yayın anlarını hatırlatarak, “Günlerce depremzedelerle aynı şartlarda kalmak zorunda kaldık; bu önem taşımıyor çünkü esas mesele oradaki insanların sesini dünyaya duyurmaktı” şeklinde konuştu. Yanlış ve teyit edilmeyen bilgilerin, depremin yanı sıra “baraj patlaması” gibi asılsız iddiaların arama-kurtarma çalışmalarını nasıl olumsuz etkilediğine dikkat çekti. Güvenilir ve doğru haberin önemini vurgulayan Er, “(Yıkıldı, bitti, her şey kül oldu) gibi dramatik ifadeler kullanmanın kimseye faydası yok. Biz ‘ümit haberciliği’ de yaptık. Bir perdenin hareket etmesinin haber yapılması, belki de bir canın kurtulmasına sebep oldu. Gazeteci, durumu dramatikleştirmeden doğru ve teyitli bilgi sunmakla yükümlüdür.” dedi.
Depremi yaşayanlar afet haberciliğine farklı bir bakış açısıyla yaklaştı
Bilim Kafe buluşmasına katılan sağlıkçı Orhan Yıldırım, afet sürecini birebir yaşamış birisi olarak bu etkinlik sayesinde afet haberciliğinin sahada ne şekilde yürütüldüğünü daha iyi anladığını belirtti. Yıldırım, ekranlardan izlenildiğinde kolay görünen haber üretim sürecinin, afeti yaşayan ve günlerce sahada kalan muhabirler için ciddi zorluklar barındırdığını; yapılan paylaşımların kendileri için öğretici ve ilham verici olduğunu ifade etti.
İnönü Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü son sınıf öğrencisi Sümeyye Şahin, bu buluşmanın mesleki açıdan kendisine önemli bir deneyim sunduğunu söyledi. Şahin, “6 Şubat depremlerinde görev yapan gazetecilerin sahadaki deneyimlerini dinlemek, afet haberciliğinin zorluklarını daha iyi kavramamıza yardımcı oldu. Muhabirlerin yaşadığı güçlükleri bu kadar açık bir şekilde görmek benim için oldukça öğretici oldu. Biz öğrenciler için çok faydalı ve ufuk açıcı bir etkinlik gerçekleştirilmiş oldu.” şeklinde konuştu.




Yorumlar kapalı.