Gaziantep’te yaşayan Cuma Dağdeviren, çocuk yaşta başladığı mesleğini, teknolojinin gelişmesine rağmen 50 yıldır aynı tutkuyla sürdürmeye devam ediyor. 60 yaşındaki Dağdeviren, sabır, özveri ve sevgiyle yaşattığı kalaycılık mesleği için mücadele veriyor. Tarihi Bakırcılar Çarşısı yakınlarında, uzun yıllardır aynı sokakta kalaycılık yapan Dağdeviren, mesleğe 7 yaşında çırak olarak adım attı.
Son dönemlerde Gaziantep’te yetişen son kalaycılardan biri olan Dağdeviren, ustalık kazandıktan sonra bu meslekten elde ettiği kazançla 3 çocuğunu büyütmeyi başardı. Modern mutfak eşyalarının yaygınlaşması, geleneksel kalaycılığın yok olma tehlikesiyle karşı karşıya gelmesine neden olsa da, Dağdeviren bu mesleğe olan sevgisini kaybetmiyor. Yalnızca lokanta, restoran ve bakır eşyaları turistik amaçla alan yerler sayesinde ayakta kalabildiklerini ifade eden Dağdeviren, hem mesleğin sürekliliğini hem de sağlık açısından evlerde bakır ürünler kullanılmasını savunuyor. Oğluna da mesleğini öğretme çabası içinde olan Dağdeviren, birlikte çalışarak lokanta, restoran ve evlerden getirilen bakır eşyaları kalaylıyor.
“Hiç okula gitmedim”
Kalaycılığa ilk adım attığı yıllarda bakır eşyaların son derece değerli olduğunu anlatan Dağdeviren, zamanla mesleğin öneminin azaldığını belirtiyor. Küçük yaşlarda öğrendiği kalaycılığı sürdürmenin mutluluğunu dile getiren Dağdeviren, “7 yaşımdan beri bu mesleğin içindeyim. Maddi sıkıntılar nedeniyle okul göremedik. O dönemde babam fakirdi ve bu yüzden eğitim alamadık. Mesleği ağabeyimden öğrendim. O dönemlerde çırak ve kalfa olarak öğrenmek yaygındı, ancak şimdi böyle bir şey kalmadı.” şeklinde konuştu.
“1997’de kendi iş yerimi açtım”
Uzun yıllar usta kalfa olarak çalıştıktan sonra, 1997’de kendi iş yerini açma fırsatı bulduğunu belirten Dağdeviren, “1985’te askere gittim, 1987’de döndüm. 1997 yılına kadar kalfalık yaptım ve o yıl kendi işimi kurdum. Şükürler olsun ki bu meslek sayesinde iki oğul ve bir kızı evlendirdim, kendi evimi aldım.” diye belirtiyor.
“Mesleğimiz kolay bir meslek değil”
Kalaycılığın zorlu bir meslek olduğunu vurgulayan Dağdeviren, “Bizim dönemimizde bu iş daha zorlu bir süreçteydi. Şimdi işimizi kolaylaştıran unsurlar mevcut. Eski Gaziantep kışları çok sertti fakat şimdi o soğuksu yok. Yine de çalışacak eleman bulamıyoruz. Yıllardır bu meslek sayesinde ekmek kazandık, gözümüzü bu meslekte açtık. Mesleğin birçok zorlu yönü var; Temmuz ayının sıcağında ateşin başında, kışın da soğukta çalışıyoruz.” ifadelerini kullandı.
“10 tane bile usta kalmadı”
Kalaycılığın yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirten Dağdeviren, “Eski yıllarda çarşıda 50 kalaycı varken, şimdi 10 tane bile usta kalmadı. Bakıra olan talep düştü ve fiyatta artış yaşandı. Bakır artık lüks bir ürün haline geldi. Şu an lokantalar bakırı beyran, kelle paça ve iskender tabaklarının hazırlanmasında kullanıyor. Evlerden eskisi gibi kalay için bakır eşya getirilmiyor.” şeklinde ekledi.
“Meslekte artık eleman yetişmiyor”
Meslekte çırak yetişmemesinden şikayet eden Dağdeviren, “Eskiden baba çocuklarını mesleğe getirir, ‘eti senin kemiği bizim’ derlerdi. Ancak bugün çocuklar işe başlamadan önce ‘usta ne kadar para vereceksin?’ diye soruyor. Meslek öğrenme önceliği olmadığı için, ilgi azaldı ve artık meslektaş yetiştiremiyoruz.” diye ifade etti.
“Babamın izinden gidiyorum”
Babası gibi 7 yaşında mesleğe başlayan Salih Dağdeviren ise, “Çocukluğumdan beri çalışıyorum. İşe geldiğimizde bakır eşya yıkamaya başladık ve şimdi ocağın başında kalay yapıyoruz. Şükür ki babamla birlikte bu meslek sayesinde ailemizi geçiriyoruz. Meslekte eleman yetiştirmek zor; benim için bu baba mesleği olduğu için devam ediyorum. Babam bana bu işi öğretti ve onun sayesinde mutluyum. Çocuklarımı bu meslekle okutuyorum ve evimizi bu meslekle idame ettiriyorum. Babamdan Allah razı olsun, iyi ki bana bu mesleği aktarmış.” diye konuştu.




Yorumlar kapalı.